Ebrunun Tasavvufu

Ebru Sanatı ve Felsefesi

Kur’an-ı Kerim’e göre yaşam; hiçbir canlı yok iken hayatın kaynağı olan ve semadan indirilen sudan yaratıldığından bahseder. Enbiya suresi 30. Ayette

أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ
Türkçe Transcript (*) Eve lem yerâ-lleżîne keferû enne-ssemâvâti vel-arda kânetâ ratkan fefetaknâhumâ(s) vece’alnâ mine-lmâ-i kulle şey-in hayy(in)(s) efelâ yu/minûn(e)

“O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?”

Furkan suresi ayet 54′te “O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” Başka bir ayette (Cin suresi 16. ayet) 16,17. Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.”

Bazı günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsınız; kırmızı, sarı, lacivert ve mavi renklerin en ilahi tonları ile bulutlardan bir ebru’nun daha doğrusu ebri’nin şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine, mehtabın usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazın bütün nüansları serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. İşte, sanatkar dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzelikleri yeryüzüne aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir. Bu anlayış içinde Tanrı’sına boyun kesen sanatkarın “benlik”ten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesi’nde şekillenmiş gibidir. Artık o zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve bir kainata döner. Ebrucu nun gönlü gibi… Hz.Ali ne güzel buyurmuş : “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün bir alem sende dürülüp bükülmüştür!”

Ebru kelimesinin asıl olarak Ab-ru’dan geldiğini, bunun ise Fars dili kaidesine göre izafet terkibi manası ile ”yüz suyu” demek olmayıp, tavsifi terkip karşılığı ”su yüzü” manası taşıdığını, çünkü bu sanatın su üstünde icra edildiğini söyleyenler vardır.Bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri” den gelmekte olduğudur. Kağıt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüğü için, Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı ( = papier marbre, marmor papieri, marbled paper….) demeyi tercih etmişlerdir. Arap aleminde ise varaku’I-mücezza ( = damarlı kağıt) olarak tanınmıştır.Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.

En eski ebru kağıdı 962 H. (1554) yılına ait bir Malik’i Deylemi yazısıdır. Ebru’nun başlangıç tarihini bulmak için hiç değilse Onbeşinci Asır’a kadar inilebilir.

Yoğunlaştırılmış su üzerinde yüzdürülen sığır ödül ile hazırlanmış boyalar, desenlendirildikten sonra, kağıda veya başka yüzeylere aktarılır. Ancak burada aktarılan, sadece boyarmaddeler değildir. Ebrucunun gönlünden gelen yansımadır. Çünkü amaç; boyalı veya renkli kağıt yapmak değil, ilahi güzelliğe yaklaşmaktır.

Tefekkür edebilenler için suyun üzerinde neler olur neler… Fizik, kimya, matematik, kozmos, kaos teorisi, big bang, fraktail geometrisi, daha neler neler… Ama olup biten her şey ebrucuya Allah’ı hatırlatır. Yapılan eserlerin tekliği, Vahdet’i, hiçbir eserin birbirine benzememesi, yaradılışta tekrarın olmadığını hatırlatır. Kitreli su, sanki Cenab-ı Hakkın zatı gibidir. Yüzeyde oluşan türlü türlü renkler, desenlerde sanki Hakk’ın sıfatları gibidir. Su hep vardır ve aynıdır, ama yüzeyde sonsuz renk ve biçimde görüntüler elde edilir. Su olup bitenden sorumlu da değildir. Ancak “O” olmadan da hiçbir şey olmaz… Sonunda ebrucu anlar ki ebruyu yapan ebrucu değil… Yapan yine “O”.

Anladım işi, sanat ALLAH’ı aramakmış,
Marifet bu, gerisi çelik çomakmış”
Necip Fazıl Kısakürek

Yoruma kapalı.